Anasayfa
2.gif
reklam_yazisi.gif
 
Mersin İTÜ Bilim Merkezi Projesi PDF Yazdır e-Posta
Mehmet Göre tarafından yazıldı   
Perşembe, 13 Kasım 2008 02:50

 

Son Güncelleme ( Salı, 25 Kasım 2008 21:59 )
Devamını oku...
 
21.yüzyılda Üç Büyük Atılım PDF Yazdır e-Posta
Mehmet Göre tarafından yazıldı   
Salı, 04 Kasım 2008 19:55

Tarih     :Mart 2008

           20.yüzyılın sonunda kendisini gösteren ve 21.yüzyılın başından itibaren büyük bir ivme kazanmaya başlayan üç büyük bilimsel dalga. Bu üç büyük dalga, yeni yüzyılda yaşamlarımızı köklü biçimde değiştireceğe benziyor. Nanoteknoloji, Enformasyon  Bilimi ve Moleküler Biyoloji hızla mühendis uygulamalarında yer alıyor. Önümüzdeki on yıl içinde bunların en azından bir büyük endüstri devrimine yol açacağı düşünülüyor. Bu üç büyük atılım, aynı anda gerçekleşeceğe benziyor. Bunun insanlık tarihinde bir benzeri yok. Doğuracakları mühendislik uygulamaları birbiriyle etkilenerek, yepyeni alanların ortaya çıkmasına da yol açacaktır.

          Nanoteknoloji ve enformasyon alanlarındaki ortak gelişmeler, nanometre boyutlarındaki mantık devre anahtarlarının üretilmesine olanak yarattı. Biyoloğlar, biyoenformatik adıyla anılan hesaplama yöntemleri sayesinde, gen dizilimlerini çözümleme yoluyla temel biyoloji bilgilerimizi zenginleştiriyorlar. Bu atılımların, sosyal ve toplumsal sistemin değişimine yol açacağı bir gerçektir.

         Sonsuz Küçüğe Doğru:Matematiksel modele oturan nano ölçek birimi, on üzeri eksi dokuzdan başlayıp, on üzeri eksi sonsuz küçüğe doğru hem maddenin atom düzeyinde anlaşılması, hem de kontrolünü içermektedir. Bugün dünya üzerinde maddelerin yüzeylerinin, her bir atomun ayırt edilebildiği topoğrafik haritalar çıkarılabiliyor. Dünya çapında pek çok araştırma grubu; Nano Bilimi, teknolojiye dönüştürmek üzere yoğun çaba göstermektedirler. Hedeflerinden biri, kendi kendini üreten bileşenler kullanarak, elektronik devreler üretmek. Geleceğin enteğre devreleri, nanometre düzeyinde bileşenlerden oluştukları için bu devreler, litoğrafik süreçlerle üretilen bugünkü örneklerden çok daha yoğun ve hızlı olacak. Matematiksel ve fiziksel modelin derinliği ve zarifliği sayesinde insan yaratıcılığı, elektronik devrenin en değerli bileşeni haline gelecektir.

         Enformasyon Devrimi: Geçtiğimiz çeyrek yüzyıl içinde, matematiğin gizemli dünyasında fizikçiler, bilginin de fiziksel olgu olduğunu ve maddi evrenin yasalarının etkisi altında olduğunun farkına vardılar. Enformasyon bilimi, kara deliklerin bilgiyi yuttukları durumda ne olduğunu tartışan düşünce deneyleri sayesinde, kara delikler, evrenin sonu gibi astrofiziği ilgilendiren konulara ışık tutmuştu. Büyük bileşik kurama boyut katabilecek olan bilimsel gelişmelerin, parçacık çarpışmaları değil, enformasyon biliminin kuantum mekaniği ve görelelikle ilgili yansımalardan gelmesi olasıdır. Kuantum  ışınlama(teleportasyon), kuantum hallerinin yıkıcı olmayan ölçümleri gibi konulardaki kuramsal tartışmalar, kuantum kütle çekimine ışık tutabilir.

         Moleküler Biyoloji: İnsan genomunun tümünü haritalamamıza az kaldı. Bunun da ötesinde, genomun hangi işlemleri kodladığı ve bunların nasıl bir işlev olduğunu, aralarındaki matematiksel fonksiyonu ve parametrelerini çözmeye başladık. Olumlu yada olumsuz olarak değerlendirilsin, bu durum genetik açıdan değişikliğe uğratılmış canlı yetiştirmemize olanak tanıyor.

         Bu bağlamda; nanoteknoloji,moleküler biyoloji ve enformatiğin kesiştiği alanlardan büyüleyici atılımlar beklenebilir. Bu durum, matematiğin gizemli dünyasının aydınlanmasıyla, fiziğin öğretilme biçimini, yönetimini de değiştirecektir. Pek çok akademik kuruluş, gelecekteki araştırmalarının disiplinler arası yaklaşımlar gerektireceğini öngörerek, bilim ve mühendislik organlarını yeniden yapılandırmaya girişti bile.

         Değişmeyen ve kesin olan; matematiksel modele oturmayan araştırmalar, bilimsel değildir. Saygılarımla.

Mehmet GÖRE

Matematik Mühendisi

Mersin İTÜ Mezunları Derneği Başkanı

Son Güncelleme ( Cumartesi, 29 Kasım 2008 21:05 )
 
Cumhuriyetimizin En Büyük Eseri GAP PDF Yazdır e-Posta
Mehmet Göre tarafından yazıldı   
Salı, 04 Kasım 2008 23:06

Tarih     :Mart 2008

Su Gibi Aziz Ol!

Bütün canlıların özüdür, vazgeçilmezdir, hayattır. Çatlamış dudakların, yarık toprakların, sararmış ekinlerin ümididir. Yokluğu kuraklıktır, tabi afetlerin en kötüsüdür. İnsanlar, yağmur için duaya çıkarlar, Tanrıya avuç açarlar. Damladır, pınardır, ırmaktır, göldür, denizdir, okyanustur. Yerkürenin süsüdür, canıdır, hakimi ve efendisidir. Yağmurdur, kardır, çığdır, doludur, çiğdir, nemdir, buhardır, dalgadır, tufandır, sel'dir. Süpürür götürür; öfkesi, gazabı müthiştir. Köpüktür, şelaledir. Uysaldır, hırçındır, sıcaktır, soğuktur, faydalıdır, şifalıdır, zararlıdır. Işıktır, yeşildir, ekmektir. Sevincin ve ıstırabın ifadesi gözyaşıdır. Alın teridir, çalışanın mükafatıdır. Velhasıl her şeydir. Evrenin mucizesidir. Tanrı'nın şahididir. Bu su'dur.

Yeşilin bozkırla, aydınlığın karanlıkla, zenginliğin yoksullukla, çarenin çaresizlikle, uygarlığın uygarsızlıkla, çağdaşlığın çağdaşsızlıkla kavgasında, başarıya ulaşmak. İşte GAP (Güneydoğu Anadolu Projesi), bu felsefenin ürünüdür.

Su, varlık alemini oluşturan dört unsurdan biridir. Klasik felsefede ateş, hava, su ve topraktan oluşan bu dört unsura "anasır-ı erbaa" adı verilir. Canlılara hayat ve refah veren su, kavga ve savaşların kaynağı olduğu gibi, bütün dinlerde de kutsal sayılmıştır. Yahudilik ve Hıristiyanlıkta hem mükafat, hem de cezalandırma aracı olarak görülür. İslamiyette ise su, dini hayatın omurgasıdır. Tarih boyunca mutluluğun ve refahın kaynağı olarak görülen su, onun da ötesinde, toplumların yaşam alanlarını, kentlerin yerlerini, medeniyetlerin seviyelerini belirtmiş, hatta kavgalara ve savaşlara neden olmuştur. Su yaşam verir. Su ve insan yaşamı, birbirinden ayrı düşünülemez. İlk kalıcı insan yerleşimlerinin Fırat, Dicle, Nil, Ceyhun, Seyhun ve İndüs gibi nehirlerin suladığı topraklarda ortaya çıkması, bir raslantı değildir. İnsanoğlu, buralarda su kaynaklarını kendi ihtiyaçları doğrultusunda denetlemeyi başardığı için, büyük uygarlıkların tohumları atılabilmiştir.

T.C.Devleti kurulmadan önce, yani 17 Şubat-4 Mart 1923 yılında Atatürk'ün başkanlığında İzmir İktisat Kogresinden çıkan karar, Ülke kalkınmalıdır. GAP, bu kararın eseridir.

GAP; bölgenin topyekün kalkınma projesidir. Bir büyük entegre projesidir. Entegre proje, aslında planlama, projelendirme, inşa etme ötesinde, bundan azami verimi sağlayabilmek için alınacak tedbirler zincirini içeren projedir. GAP, bir entegre projesi denilmekle, sadece Dicle ve Fırat'ın sularını oralara götürmek, sadece buralarda kurulacak tesislerden enerji çıkarıp, bunu yük merkezine veya memleketin ihtiyacı olan yerlere vermek hadisesi değildir. Hadise, bölgenin topyekün kalkınması, imarı, inşası, bölgede yaşayan insanların refah seviyesinin ülke seviyesine ve onun üzerine çıkarılması, ileri medeniyet seviyesine çıkartılması hadisesidir.

Büyük Kalkınma Projelerinin bir hedefi vardır. Bu projeler, eski çağlarda olduğu gibi prestij için yapılmaz. Çünkü, kişilerin prestijini sağlamak için, milletlerin o kadar büyük masraflara girmesi, bu çağda düşünülemez. Büyük Kalkınma Projelerinde hedef, o ülkenin insanlarının refah ve saadetidir. O ülkenin büyümesi, güçlenmesi, yücelmesi, manevi ve maddi bakımdan kudret sahibi olmasıdır. Netice olarak, ne yaparsanız yapın, kudret sahibi olmak hedeftir. Büyük Kalkınma Projelerinde masraflar büyüktür. Bu masrafların karşılığında elde edilecek nema, elde edilecek fayda, elde edilecek kazanç bilinmeden, Büyük Kalkınma Projelerine girişilmez. Bu büyük projeleri gerçekleştirilirken ve gerçekleştirildikten sonra dikkat edilecek olan husus, bu nemanın, bu faydanın gerçekleşip gerçekleşmediğidir. Meydana gelip gelmediğidir. Eğer bu nema meydana gelmemişse, önemli noksanımız vardır. Hedefe varamamışız demektir. Hedef, halkın refah ve saadeti olduğuna göre, refah ve saadet de çıkacak neticelere bağlı bulunduğuna göre, mutlaka önceden tasarlanan hedeflere varılmasını her safhada göstermek lazımdır. Böylece Büyük Kalkınma Projelerinin, sadece bir mühendislik projesi olmadığı, topyekün kalkınmanın bütün vasıtalarını içinde taşıdığı, yani ekonomik yönlerinin de olduğu,nasıl mühendisliğin, mühendislik için olduğu çağın kapandığı, ekonominin de mutlaka sosyal neticeler doğurması gerektiği, üçünün beraber düşünülmesinin icabı başlangıçta göz önünde tutulacaktır. O halde Büyük Kalkınma Projeleri, mühendislik projeleridir, ekonomik olacaktır ve sosyal olacaktır.

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin  en büyük projesi olan GAP, Atatürk  Barajı ve Hidroelektrik Santrali, Şanlıurfa tünelleri ile bir büyük entegre projedir. Türkiye'nin gururu olan Atatürk Barajı; dünyada yükseklik bakımından 8., göl hacmi bakımından 15., santralin gücü bakımından 18., suladığı alan bakımından 2. sıradadır. Toplam proje bedeli 8 milyar 142 milyon 185 bin TL.dir. Proje bedelinin 700 milyon TL.si iç para, geri kalanı dış kredilerle sağlanmıştır. Fırat nehri üzerinde ve Şanlıurfa ilinin Bozova ilçesi yakınlarında inşa edilen Atatürk Barajı, kaya dolgu tipinde bir barajdır. Barajın temelden yüksekliği 184 m., baraj gövdesi toplam 84.5 milyon metre küp kaya ve toprak dolgudur. Baraj gölünde 48.5 milyar  metre küp su birikmektedir. Atatürk Barajı, sulama ve enerji amaçlıdır. 10 milyon dönüm arazi suya kavuşmaktadır. Barajın eteğindeki hidroelektrik santralinin kurulu gücü 8x300 000=2 milyon 400 bin kw olup, üretim yılda ortalama 10 milyar kw saattır. 8 türbün, her biri 300 000 kilowat/saat. GAP'ın kilit yapılarından biri Şanlıurfa tünelleri olup, Şanlıurfa'nın 5 km. kuzeydoğusunda birbirine parelel olarak, Şanlıurfa ve Harran ovalarının kuzey kısımlarına kadar uzanan ikili sulama tünelleridir. Bu tüneller, yaklaşık 358 000 hektar cazibeyle ve 118 000 hektarı pompajla olmak üzere, toplam 476 000 hektar araziyi sulayacak şekilde planlanmıştır. Sistem, her biri 7.62 m. çapında ve 26.4 km. uzunluğunda iki adet dairesel kesitli beton tünelden oluşmaktadır. Tünellerin toplam uzunluğu 57.8 km.dir. Tünellerle Atatürk Barajı gölünden saniyede 328 metre küp su alınmaktadır.

GAP, bu bölgenin kalkınma potansiyelini halk yararına tam olarak seferber etmek amacıyla entegre yatırım paketi şeklinde tasarlanmıştır. Bununla değişik halk katmanlarına, çevreye, kültüre ve diğer şeylere adil ve hakça olunmaya çalışılmıştır. Proje, toplam 32 milyar dolara ulaşan, aynı zamanda fizibl olan bir yatırım proğramıdır. Uluslararası camia tarafından da "sürekliliği sağlanabilir kalkınma" başlığı altında benimsenmiştir. GAP, insan mutluluğuna hizmet edecek, büyük bir entegre projedir. Aynı zamanda bir bütün projedir. 32 milyar dolar olan bir proje olup, amaç sadece tarlaları sulamak veya elektrik üretmek değildir. Odağında insan olan projedir. İnsanın mutluluğuna hizmet edecek olan bir projedir. Fakirliği, yokluğu yenecek ve gerçek anlamda o kaynaklardan çıkacak servetin insanlara intikal ettiğinin neticelerini görmeye yönelmiş bir projedir. Dünyanın ilk 10 projesinden birisidir.

Büyük Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti, uygarlık kavgası yapan bir devlettir. Devletin, rejimin, yaşamın şekli değiştiği gibi, hukuk düzeni de değişmiş, büyük bir transformasyon meydana gelmiştir. Bu transformasyonun, bu değişimin veya laik Cumhuriyet diye tanımladığımız büyük değişimin hedefi, uygarlık ve çağdaşlıktır. Uygarlık, bilimden geçer. Bilim ise hür atmosfer ister. Uygarlığın, çağdaşlığın olduğu yerde fakirliğe, cehalete, karanlığa, işsizliğe yer yoktur. Bunların yerine hak, hukuk, adalet, hürriyet, bilim, ekmek ve geleceğe güvenle bakmak olacaktır. İşte GAP budur. GAP; ilgi bekliyor, sevgi bekliyor ve hizmet bekliyor. Saygılarımla.

Kaynak: 9. Cumhurbaşkanımız sayın Süleyman Demirel'in "Bir Ömür Suyun Peşinde",Cilt 1 ve Cilt 2

Mehmet GÖRE

Matematik Mühendisi

Mersin İTÜ Mezunları Derneği Başkanı

 

Son Güncelleme ( Cuma, 28 Kasım 2008 23:45 )
 
Bilgi Toplumu Olmak PDF Yazdır e-Posta
Mehmet Göre tarafından yazıldı   
Pazartesi, 03 Kasım 2008 23:23

Tarih   :Haziran 2006

          Henüz 21.yüzyılın başında iken, dünün klasik teknolojik sistemlerinin yerini, küresel mahiyet arz eden bilgi tabanlı teknolojiler ve hizmet sektörleri almaya başlamıştır. Bilginin temel kaynağı ise bilimdir. Bilim ise büyük bir entellektüel vakıadır. Bilim, gerçekler arasında kurulan mantık ilişkilerinden meydana gelen bir varsayım veya bir teori ortaya koymaya imkan veren bir sistemdir. Teori, mantıklı düşünmeye alışkın beyinleri cezbedecek kadar sağlam, ileride ortaya çıkacak deliler ışığında gelişme ve düzeltmelere yer verecek kadar da açık olmalıdır. Eğer bu değişimler, gittikçe daha karmaşık bir durum meydana getiriyorsa; bilim, büyüyen ve genişleyen bir bilgi topluluğu haline gelir.

          Bilim üreten müesseselerin başında üniversiteler gelmektedir. Üniversiteler, bir yandan toplumun sosyal, ekonomik ve kültürel yönlerden kalkınmasının dinamosu olan gençlerimizi geleceğe hazırlarken, diğer yandan bilim üreterek teknolojinin alt yapısını oluşturmaktadır.

         21.yüzyılın temel karakteri; bilginin, özellikle teknolojik yeniliğin en önemli güç olmasıdır. Devletler, eğitim sistemlerini bu gerçeğin ışığı altında yeniden düzenlemenin arayışına girmişlerdir. Oysa günümüzde bilimsel bilgiye verilen değer, Ülkemiz genelinde hızla azalıyor. AB komisyonunun aday ülkeler arasında yaptığı kamuoyu yoklaması, bu gerçeğin bir göstergesidir. Bu durumu aşmak ise ancak "Bilgi Toplumu" olmakla mümkündür. "Bilgi Toplumu" olmak ise bilim merkezleri ve bilim-toplum parklarının kurulmasıyla giderilebilir. Bilim merkezleri ve bilim-toplum parkları, üretilen bilgiyi halka aktarmak için gerekli olan kuruluşlardır. Gelişmiş ülkelerde eğitim için vazgeçilmez unsurlar olup, toplumun dikkatini çektiği konuları, değişik anlatım şekilleriyle düşündürücü, sorgulayıcı ve eğlenceli bir biçimde sunan yerlerdir. Bu tip kurumlar; merkezi yönetimler, yerel yönetimler veya birden fazla sponsor desteği ile yaşama geçirilebilir. Bunları üniversiteler bilimsel olarak katkı yapmalı ve sivil toplum örgütleri destek vermelidirler. İşletmeleri profesyonelce yapılmalıdır. Hlkın, okulların ve turistlerin kolaylıkla ulaşabileceği alanlarda kurulmalıdır. Bu kuruluşlar, ulusal eğitimimiz için vazgeçilmez olmalıdır.

         Bu bağlamda, büyük Atatürk'ün en büyük eserim dediği Cumhuriyetimizin temel kazanımlarından olan laiklik ilkesi üzerine yapılandırılan "Aydınlanma Devrimi", çok yönlü analiz edildiği zaman, muasır medeniyet seviyesine ulaşmak, ancak "Bilgi Toplumu" olmakla mümkündür. Saygılarımla.

Mehmet GÖRE

Matematik Mühendisi

Mersin İTÜ Mezunları Derneği Başkanı

Son Güncelleme ( Salı, 25 Kasım 2008 22:19 )
 
Mersin İTÜ Mezunları Derneği'nin 6.Kuruluş yıldönümü Etkinliği Programı PDF Yazdır e-Posta
Mehmet Göre tarafından yazıldı   
Salı, 18 Kasım 2008 22:10

Mersin İTÜ Mezunları Derneğinin 6.kuruluş yıldönümü etkinliği programı aşağıda olup, İTÜ öğrencilerine, İTÜ öğrenci velilerine,mezunlarımıza ve bütün üyelerimize saygıyla duyurulur.  

PROGRAM:

TARİH:              SAAT:        ZİYARET EDİLECEK MAKAM:

05.12.2008       07.00         İ.T.Ü.Rektörü İstanbul'dan uçakla Adana'ya hareket

05.12.2008       08.30        İ.T.Ü Rektörünün Adana'ya gelişi ve Y.Kurulunca karşılanış

05.12.2008       08.45        Karayoluyla Adana'dan Mersin'e hareket

05.12.2008       09.45        Mersin Hilton oteline geliş ve dinlenme

05.12.2008       10.15        Mersin Valiliğine ziyaret

05.12.2008       10.45        Mersin Büyükşehir Belediyesine ziyaret

05.12.2008       11.15        Mersin Üniversitesi Rektörlüğüne ziyaret

05.12.2008       12.15        Mersin Üniversitesinde öğle yemeği

05.12.2008       13.30        Yenişehir Belediyesini ziyaret

05.12.2008       14.30         Projesi hazır,tahsisi düşünülen "Mersin İTÜ Bilim Merkezi" arsasında inceleme.

05.12.2008       16.00         Mersin Tcaret ve Sanayi Odasına ziyaret

05.12.2008       17.00         Mersin Hilton oteline geliş ve dinlenme

05.12.2008       20.00         Mersin Tüccar Kulübünde müzikli akşam yemeği ve Rektörün konuşması

İTÜ'de okuyan öğrenciler,İTÜ öğrenci velileri, mezunlarımız ve bütün üyelerimiz; eş,dost,arkadaş ve yakınlarıyla müzikli yemeğe davetli olup, biletler dernekten,yönetim kurulu üyelerinden ve danışma kurulu üyelerinden temin edilebilir.Ücret,kişi başı 30 YTL. dir. Tel:3271870 - 05324688722

05.12.2008        24.00       Yemek sonu ve İTÜ Rektörünün otele dönüşü,

06.12.2008        09.00       Hilton'da sabah kahvaltısı

06.12.2008        10.00       Mersin Gazeteciler Cemiyetinde basın toplantısı

06.12.2008        10.45       Adana Havaalanına hareket

Mersin İTÜ Mezunları Derneği Yönetim Kurulu     

Son Güncelleme ( Pazar, 23 Kasım 2008 20:19 )
 
« BaşlatÖnceki123SonrakiSon »

Sayfa 1 > 3